|
Bülent Ecevit, yasaklı döneminde, eşi Rahşan Ecevit
başkanlığında kurulan Demokratik Sol Partinin kuruluşuna
katkıda bulundu. 1987'deki halkoylamasıyla, siyasal
haklarına yeniden kavuşunca, DSP Genel Başkanlığına Bülent
Ecevit seçildi. Kısa bir süre sonra yapılan genel
seçimlerde Partisi iyi sonuç alamayınca bu görevden
ayrıldı. Fakat 1989 başlarında, yerel yönetim seçimlerinin
yaklaştığı bir sırada Genel Başkanlık boşalınca toplanan
Olağanüstü Kurultay'da yeniden Genel Başkan seçildi. 1991
seçimlerinde de Zonguldak'tan milletvekili seçildi. 28
Şubat sürecinden sonra oluşan siyasal kaosta azınlık
hükümeti kurma görevi verildi ve 70 milletvekili ile
başbakan oldu. 18 Nisan 1999 yılında yapılan genel
seçimlerde partisini birinci parti yaparken, MHP ve ANAP
ile ortak hükümet kurdu ve bu hükümetin başbakanı oldu.
“EDEBİYATÇI OLMAK İSTİYORUM” Ecevit Robert Kolej’in
edebiyat kolundan mezundu. Annesi Nazlı Hanım, mimar ya da
mühendis olmasını isterken babası, edebiyat kolundan
mezuniyeti sebebiyle Ankara Hukuk Fakültesi’ne yazılmasını
istedi. “Edebiyatçı olmak istiyorum.” diyen genç Bülent’in
bu görüşü etkili olmadı. Ancak Hukuk Fakültesi’nde
yalnızca üç ay dayanabildi. Israrın fayda sağlamayacağını
gören anne ve baba Ecevitler onu serbest bıraktılar.
Ecevit, Basın Yayın Genel Müdürlüğü’ne tercüman olarak
girdi. Bu sırada Çetin Altan da Galatasaray Lisesi mezunu
olması sebebiyle Fransızca mütercim olarak aynı büroda
görev yapıyordu. Ertesi yıl Dil Tarih Coğrafya Fakültesi
İngiliz Filolojisi bölümüne kayıt yaptırdı ve ikinci
sınıftan başladı. Ancak Dil Tarih ve Coğrafya
Fakültesi’ndeki öğrenimini de yarıda bıraktı. Bu sıralarda
Doğu mistisizmine ve Hint felsefesine büyük ilgi
duyuyordu, en büyük tutkusu da şiir yazmaktı. Doğu
mistisizmi ile Batı rasyonalizmi arasında bir bocalama
devresi yaşıyordu. Klasik Batı müziği dinleyen ve Türk
halk müziğine hayranlık duyan Ecevit, Basın Yayın Genel
Müdürlüğü tarafından Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği
Basın Ataşeliği’ne kâtip olarak gönderildi. (13 Ocak
1999-Fuat Akyol/Zaman)
ULUS’TAN POLİTİKAYA Bülent Ecevit, Londra Üniversitesi’ne
kaydını yaptırmıştı. Sanat tarihi ve Doğu dillerinin
Latincesi olarak kabul edilen Sanskritçe okuyacaktı. Fakat
üniversiteyi terk etmesi ve basın ataşeliği gibi geleceği
olmayan bir işte bulunması baba Ecevit’i tatmin etmiyordu.
Bu sebeple Bülent’i Türkiye’ye geri çağırdı. O sırada
başbakan yardımcısı olan Nihat Erim’e durumu anlattı.
Bülent, Basın Yayın Müdürlüğü’ndeki işine dönmek
istemediği için Erim onu CHP’nin yayın organı Ulus’a
yerleştirdi. Böylece Ecevit’in gazetecilik yaşamı da
başlamış oldu. Aslında gazeteciliği onun CHP liderliği ve
Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığına uzanan politika
hayatının da başlangıcı oldu. Çetin Altan’la birlikte Ulus
gazetesinde mütercimlik ve sekreter yardımcılığı görevini
yürütüyorlardı. Ecevit’i politikaya Ulus’ta çalışıyor
olması itti. Yoksa o tarihe kadar, politikacı bir babanın
oğlu olmasına rağmen politikayla hiç ilgilenmiyordu.
Demokrat Parti’nin öncülüğünde Meclis, CHP’nin mallarını
Hazine’ye devredince Ulus gazetesi kapanmış, Nihat Erim ve
kadrosu Halkçı gazetesini çıkarmaya başlamıştı. Ecevit
Halkçı gazetesinde fıkra yazarıydı. Daha sonra Ulus
gazetesi ismiyle yeniden yayına başlayınca o da yeniden
Ulus’un yazarı oldu. Ulus’ta Yakup Kadri
Karaosmanoğlu’ndan sonra iki numaralı yazardı. Demokrat
Parti’yi destekleyen Zafer’in başyazarı Bahadır Dülger’le
bir ara sert polemiklere girdi. Cüneyt Arcayürek ve Altan
Öymen gibi isimlerle birlikte çalışıyordu. Bir ara Rahşan
Hanım’ın da çalıştığı Ankara’daki Amerikan Haberler
Merkezi’nin daveti ile dört aylığına 1954 Ekim ayının
başında ABD’ye gitti. Çağrı Amerikan Basın Enstitüsü ve
ABD Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Eğitim Mübadele
Programı’ndan yapılmıştı. Bu davetin amacı gelişmekte olan
ülkelerde liderlik yeteneği olan ve iyi derecede dil bilen
isimlere Amerika’yı tanıtmaktı. İngiltere ve Amerika’dan
sık sık davet alan bir gazeteciydi. Milletvekili seçildiği
1957 seçimleri öncesinde de Amerika’daydı. Batı dünyasını
iyi tanımış olması ona politikanın basamaklarını
tırmanmasında yardımcı oldu. 27 Mayıs 1960 darbesinin
ardından 15 Ekim 1961’de yapılan genel seçimlerin
sonucunda Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, hükümeti kurma
görevini CHP lideri İsmet İnönü’ye verdi. İnönü
kabinesinin Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’ti. 32 yaşında
milletvekili, 36 yaşında da bakan olmuştu. 1965’e kadar
İnönü’nün kurduğu hükümetlerde bu görevini sürdürdü. (13
Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
Bülent Ecevit'in siyasi hayatının önemli dönüm
noktalarından biri 1965 yılına rast gelir. O yıl yapılan
CHP kurultayında Kemal Satır’ı yenen Ecevit genel
sekreterlik koltuğuna oturdu. CHP’de “ortanın solu”
kavramı bu kurultaydan sonra ortaya atıldı. Ecevit de
“Ortanın Solu” çizgisinin arkasındaki isimlerden biriydi.
Ancak bazı çevrelerce CHP’yi aşırı sola çekmek hatta
“komünizm”e yaklaştırmakla suçlanıyordu. Partiye yeni
kimlik arayışı iç çalkantılara yol açtı. 1965 seçimlerinin
Süleyman Demirel’in başkanlığındaki Adalet Partisi’nin
zaferiyle sonuçlanması da parti içi bunalımı hızlandırdı.
Ecevit, 1965 seçimlerinde Meclis’e Zonguldak milletvekili
olarak girdi. Turhan Feyzioğlu ve Kemal Satır grubu
partiden koptu. 43 milletvekili Güven Partisi’ni kurdular.
Bu Parti daha sonra Cumhuriyetçi Güven Partisi ismini
aldı. CHP’nin içinde bir sola kaymadan söz ediliyordu.
Ecevit bu konulardaki düşüncelerini 1966’da yazdığı
“Ortanın Solu” ve 1968’de yazdığı “Bu Düzen Değişmelidir”
kitaplarında açıkladı. Bu dönemde Türkiye bir çalkantı
içindeydi. 1968 öğrenci olayları ve anarşi Türkiye’yi yeni
bir bunalıma sürüklüyordu. Ecevit, 12 Mart 1971
muhtırasına karşı çıkış yaparak CHP Genel Sekreterliği
görevinden ayrıldı. CHP’deki aktif görevlerinden kopan
Bülent Ecevit, ekibi ile birlikte parti tabanında destek
arayışına girdi. Partinin neredeyse değişmez genel başkanı
kimliğini kazanmış İsmet İnönü’ye karşı bir harekette
başarılı olmak için başka bir seçenek de bulunmuyordu.
Ecevit’in parti teşkilatına dönük çalışmaları kısa sürede
sonuç verdi. 1972’de toplanan CHP kongresinde Ecevit,
İnönü’nün karşısına parti lideri adayı olarak çıkma gibi
bir tercih yerine parti organlarına yönelik liste yarışına
girdi. CHP'nin yeni lideri İşte bu kongrede liste yarışını
İnönü’nün desteklediği Kemal Satır grubu değil Ecevit
kanadı kazandı. Bunun üzerine İnönü, CHP genel başkanlığı
görevinden istifa etti. 14 Mayıs 1972’de olağanüstü
toplanan CHP kongresi Bülent Ecevit’i parti genel
başkanlığına getirdi. CHP lideri Ecevit, hükümetten
çekilme kararı aldı. Bunun üzerine İsmet İnönü, CHP
üyeliğinden de istifa ettiğini açıkladı. Böylece Ecevit
1938’den itibaren aralıksız 34 yıl CHP genel başkanlığını
yapan İsmet İnönü’yü siyaset kulvarından çıkarmış oldu.
(13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
BAŞBAKAN ECEVİT CHP’nin Nihat Erim hükümetinden
çekildiğini açıklamasıyla ara dönem sonuçlanmadı. Yine bir
senatör olan Ferit Melen başkanlığında yeni bir hükümet
kuruldu. Ferit Melen hükümetini Naim Talu hükümeti izledi.
Ara rejimlerle geçen bu bunalımlı döneme 1973 seçimleri
kısmen noktayı koyabildi. Ecevit 14 Ekim 1973 seçimlerinde
bir sol partinin demokratik seçimler ortamında ilk kez
birinci parti olarak çıkmasını sağladı ve yüzde 33.39 oy
aldı. CHP’nin bu düzeyde bir oy oranına ulaşmasında o
sırada Türkiye İşçi Partisi’nin kapatılmış olmasının da
etkisi oldu. Ancak CHP, seçimleri Adalet Partisi’nin
önünde tamamlamasına karşılık Meclis’te çoğunluğu
alamamıştı. Ecevit’in 26 Ocak 1974’te Necmettin Erbakan
liderliğindeki Milli Selamet Partisi ile kurduğu koalisyon
hükümeti 10 ay dayanabildi. Bu koalisyon sırasında Kıbrıs
Barış Harekatı yapıldı. Yüzde 41'lik rekor 5 Haziran 1977
seçimleri de Ecevit liderliğindeki CHP’nin birinciliğiyle
sonuçlandı. CHP yüzde 41.4, Adalet Partisi ise yüzde 36.9
oy aldı. Bu oy oranı bir sol partinin demokratik bir
seçimde aldığı en büyük oy olarak siyaset tarihine geçti.
Ancak bu sonuç da tek başına bir Ecevit iktidarına
elvermedi. CHP 213 milletvekili çıkardı, tek başına bir
Ecevit iktidarı için yalnızca üç milletvekilliği eksikti.
Türkiye bu tarihten sonra da hükümet bunalımları yaşadı.
(13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
GÜNES MOTEL OLAYI Ecevit’in 15 Haziran 1977’de kurduğu ve
cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün onayladığı azınlık
hükümeti Meclis’ten güvenoyu alamadı. Bunun üzerine
Demirel başkanlığında 2. Milliyetçi Cephe hükümeti
kuruldu. Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi ve
Milliyetçi Hareket Partisi yeniden bir araya gelmişti.
Ecevit, “Kumar borcu olmayan 11 milletvekili arıyorum.”
tarihî sözünü bu dönemde söyledi. İstanbul’daki Güneş
Motel’de görüştüğü Adalet Parti’li 11 milletvekiline de
bakanlık sözü vererek milliyetçi cephe hükümetini düşürme
girişimlerini başlattı. Bu hükümet düşünce 5 Ocak 1978’de
en uzun süreli başbakanlık yapacağı yeni hükümetini kurdu.
(13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
DEMOKRATİK SOL PARTİ Yasaklı yıllar 12 Eylül müdahalesinin
ardından Ecevit de Demirel gibi 10 yıllık siyasi yasaklı
bir politikacıydı. 1987’de Özal ile Demirel arasında sert
polemiklere yol açan referandumda siyasi yasaklar
kaldırılınca, 1985’te kurulan DSP’nin liderliğini Ecevit
devraldı. 1987 Kasım’ında yapılan milletvekili
seçimlerinde Demokratik Sol Parti barajı aşamayınca Ecevit
politikayı bıraktı. Ancak 1989’da yapılan DSP kongresinde
yeniden partinin başına geçti. 1991 seçimlerinde
Demokratik Sol Parti hem barajı aştı hem de Ecevit ve 6
arkadaşı Meclis’e girdi. 1991 seçimlerinden sonda Demirel
liderliğindeki Doğruyol Partisi ile Erdal İnönü
liderliğindeki SHP koalisyon hükümeti kurdu. Demirel ve
İnönü önemli bir projeye el atarak CHP ve Adalet
Partisi’ni yeniden açıp, Hazine’ye devredilen mal
varlıklarını yeniden elde etmek için adım attılar. Aydın
Menderes’in, Demokrat Parti ve DYP’yi Adalet Parti’sinin
çatısı altında bir araya getirme girişimi başarısız oldu,
Demirel’in ağırlığını koymasıyla AP kendisini feshetti.
Ancak özellikle Deniz Baykal ve arkadaşlarının
girişimleriyle CHP kendisini feshetmedi ve yeniden siyaset
kulvarına katıldı. Bu hareket solda parçalanmaya neden
oldu. CHP ve DSP’yi buluşturma girişimlerine DSP lideri
Ecevit, Baykal’la uyuşmayan siyaset tarzı sebebiyle hep
soğuk yaklaştı. Sonuçta 24 Aralık 1994 seçimlerinde Ecevit
DSP’yi yeniden solun birinci partisi olarak çıkardı. DSP
yüzde 14’e varan oy oranıyla 75 milletvekili çıkarırken
CHP yüzde 10’luk barajı kılpayı aşabildi. 1994
seçimlerinin ardından kurulan Anayol ve Refahyol
hükümetlerinden sonra ANAP ve DSP ortaklığında Anasol-D
hükümeti kurulunca Ecevit, Yılmaz başkanlığındaki
hükümetin başbakan yardımcısı oldu. Bu hükümetin Meclis’te
düşürülmesinden sonra başlayan hükümet arayışları, DYP ve
ANAP destekli Ecevit azınlık hükümeti ile noktalandı.
Böylece Ecevit 19 yıl aradan sonra yeniden başbakan oldu.
Ve 18 Nisan 1998’de yapılan seçimlerle DSP’yi birinci
parti yaptı ve başbakan oldu... (13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
VEFATI GATA’da 18 Mayıs 2006’dan bu yana tedavi gören eski
Başbakan Bülent Ecevit, 05 Kasım 2006 günü saat 22.40’da
hayata veda etti. 28 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğan
Bülent Ecevit 81 yaşındaydı. Ecevit’in solunum yetmezliği
nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı. Ecevit’in vefatı
ilk kez özel Doktoru Mücahit Pehlivan tarafından kamuoyuna
duyurulurken, GATA’dan yapılan açıklamada eski başbakanın
solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiği
bildirildi. |