|
15 yaşına kadar babası Yavuz Sultan Selim'in yanında kalan
Şehzade Süleyman, kanunlar gereği sancak istemesi üzerine,
önce Şarki Karahisar'a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra
da Kefe sancakbeyliğine tayin edildi (1509). Yavuz Sultan
Selim'in 1512 de tahta geçmesi üzerine İstanbul'a
çağırılan Şehzade Süleyman, babasının kardeşleriyle
mücadeleleri sırasında İstanbul'da kalarak babasına
vekalet etti. Bu sırada Saruhan sancakbeyliğinde de
bulundu. Babası Yavuz Sultan Selim'in ölümü üzerine, 30
Eylül 1520'de 25 yaşındayken Osmanlı tahtına geçti.
Kendisinden başka erkek kardeşi olmadığı için tahta geçişi
kolay ve çatışmasız oldu. Çok ciddi ve kendinden emin bir
padişah olan Kanûnî Sultan Süleyman, azim ve irade
sahibiydi. Yapacağı işlerde hiç acele etmez, gayet geniş
düşünür ve verdiği emirden asla geri dönmezdi. İş başına
getireceği adamlara, kabiliyet derecelerine göre görev
verirdi. Zigetvar kuşatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566
yılında 71 yaşında vefat etti. Kendisine "Kanûnî" denmesi,
yeni kanunlar icad etmesinden değil, mevcut kanunları
yazdırtıp çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden
dolayıdır. Kanûnî Sultan Süleyman adaleti seven bir
padişahtı. Mısır'dan gelen vergiyi haddinden fazla bulup,
yaptırdığı araştırma sonunda halkın zulme uğradığını
düşünmesi ve Mısır Valisini değiştirmesi bunun açık
kanıtıdır. Kanûnî Sultan Süleyman, tahta çıktığı sırada
Osmanlı Devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti
konumundaydı. Babasının ölümü ve kendisinin padişah
olması, "Arslan öldü, yerine kuzu geçti" diye düşünen
Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok
geçmeden hayal kırıklığına uğradılar.
İÇ İSYANLAR Kanûnî Sultan Süleyman, padişahlığının ilk
yıllarında bazı iç isyanlarla uğraştı. Mısır'ın fethinden
sonra Yavuz Sultan Selim'in Şam Valisi olarak atadığı
Canbirdi Gazeli'nin çıkardığı isyan bunlardan ilkidir.
Amacı Memlük devletini yeniden kurmak olan Canbirdi
Gazeli, 1521 yılının Ocak ayında Dulkadiroğullarından
Şehsuvaroğlu Ali Bey komutasındaki Osmanlı kuvvetleri
tarafından bozguna uğratılarak yakalandı ve idam edildi.
Kanûnî Sultan Süleyman, sonraki yıllarda yine Mısır'da
sadrazamlık hakkının kendisinde olması gerektiğini savunan
Ahmet Paşa, Anadolu'da Safevilerin desteğiyle ortaya çıkan
Kalender Çelebi ve vergi sistemini bahane ederek ayaklanan
Baba Zünnun (1527) isyanlarıyla uğraştı. Çıkan tüm bu
isyanlar Osmanlı kuvvetleri tarafından başarıyla
bastırıldı. BELGRAD'IN FETHİ Kanûnî Sultan Süleyman tahta
çıktığında Avrupa'nın en güçlü devleti Roma-Germen
İmparatorluğu (Almanya) idi. Almanya İmparatoru Şarlken
Macaristan'a hakim olmak için Macar kralı ile yakın
akrabalık ilişkileri kurmuştu. Macar Kralı İkinci Lui,
Şarlken'e güvenerek vergilerini ödemiyor kendisine
gönderilen Osmanlı elçilerini öldürtüyordu. Fatih Sultan
Mehmed, Avrupa'da düzenlediği seferlerde Sırbistan'ı
almıştı. Ancak stratejik bir öneme sahip Macaristan
alınamamıştı. Kanûnî Sultan Süleyman Macaristan'ı almak
üzere harekete geçti. Belgrad, karadan ve Tuna ırmağındaki
Osmanlı donanması tarafından kuşatıldı. Şehir, gayet iyi
savunulmasına rağmen teslim olmak zorunda kaldı (29
Ağustos 1521). Belgrad Muhafızlığına Balı Paşa getirildi.
Bu sefer sonunda İstanbul'a gönderilen bazı Belgradlılar
kurulan Belgrad köyüne yerleştirildi. Belgrad'ın fethi,
Kanûnî Sultan Süleyman'ın ilk fethidir. Belgrad, bundan
sonraki yıllarda Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya açılan en
büyük kapısı oldu. Bu sebeple Belgrad'a "Darü'l-cihad"
denildi. ŞARLKEN ve AVRUPA Alman İmparatoru Şarlken'in
amacı tüm Avrupa'da hakimiyet sağlamaktı. Şarlken,
fikirlerine karşı çıkan Fransa Kralı Fransuva'yı esir
aldı. Fransa Kralının annesi Düşes Dangolen, Kanûnî'ye bir
mektup yazarak yardım istedi. Bunun üzerine Kaptan-ı Derya
Barboros Hayreddin Paşa Fransa'nın Akdeniz kıyısındaki
şehri Nis'e giderek Şarlken'in donanmasını yendi. Hem
Fransa'yı hem de Fransuva'yı kurtardı. MOHAÇ SAVAŞI
Şarlken'in büyük bir tehlike olmaya başladığını gören
Kanûnî Sultan Süleyman, Fransuva'nın da ısrarı üzerine
Şarlken'e karşı savaş açmaya karar verdi. Osmanlı ordusu
Tuna nehrini geçerek Macaristan'a girdi. 29 Ağustos
1526'da Macar ordusuyla Mohaç'ta yapılan savaşta Macar
ordusu iki saatte dağıldı. Mohaç Savaşı parlak ve şanlı
bir zaferle neticelendi. Budin (Budapeşte) alındı.
Macaristan, Osmanlı Devletine bağlı bir krallık haline
geldi ve başına Macar soylularından Jan Zapolya getirildi.
VİYANA KUŞATMASI Macaristan'ın Türkler tarafından fethi
Avusturya ile Türkleri karşı karşıya getirdi. Mohaç
Savaşı'ndan sonra Macaristan bir tampon bölge haline
gelmişti. Avusturya Arşidükü Ferdinand, Macaristan'ın
Osmanlı hakimiyetine girmesini istemiyordu. Ferdinand,
Şarlken'in de desteğiyle Jan Zapolya'yı tanımadı ve
Budin'e girdi. Karşı sefere çıkan Kanûnî Sultan Süleyman
Budin'i geri aldı. Savaşmayı göze alamayan Ferdinand ve
Şarlken Avusturya'nın başkenti Viyana'ya kaçtılar ve
Viyana kuşatıldı (26 Eylül 1529). Kış mevsimi yaklaştığı
için 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı. Osmanlı Devleti,
Viyana kuşatmasından bir sonuç elde edememesine rağmen,
Macaristan'daki durumunu güçlendirmiş ve Avrupa'nın karşı
saldırı yapmasını engellemiştir. Macaristan üzerindeki
emellerinden vazgeçmeyen Ferdinand, Kanûnî'ye bir elçi
göndererek Macaristan'ın kendisine verilmesini istedi.
Buna karşılık vergi vermeyi kabul ediyordu. Bu talebi
karşısında olumsuz cevap alan Ferdinand Budin'i kuşattı.
MACARİSTAN SEFERLERİ Kanûnî Sultan Süleyman, bunun üzerine
Almanya seferine çıktı. Budin'i geri alıp Estergon'a kadar
ilerleyen Osmanlı kuvvetleri, Avusturya ve Almanya
içlerine akınlar düzenledi. Yedi ay süren Almanya seferi
sırasında Avusturya'da bir çok kasaba, şehir ve kale
fethedildi. Avusturya, yapılan bu savaşlar sonunda harap
ve bitkin bir hale geldi. Bunun üzerine Ferdinand barış
istedi. İmzalanan İstanbul Antlaşması ile Ferdinand ve
Şarlken'in hem Macaristan hem de tüm Avrupa'yı ele geçirme
çabaları sonuçsuz kaldı (22 Temmuz 1533). Ferdinand'ın
Macaristan üzerinde ki emellerinden vazgeçmeye niyeti
yoktu. Jan Zapolya ölmüş, yerine oğlu Sigismund geçmişti.
Bundan istifade eden Ferdinand Budin'i kuşattı. Bunun
üzerine 1540 yılında Kanûnî tekrardan Macaristan seferine
çıktı ve çok güçlü bir orduyla birlikte Budin'e girdi.
Sigismund'u Erdel Beyliği'ne atadı ve Macaristan'ı Osmanlı
Devleti'ne bağlı Budin eyaleti haline getirdi. Süleyman
Paşa bu bölgenin beylerbeyliğine atandı. Avusturya'nın
elinde sadece kuzey Macaristan kaldı. Kanûnî döneminin
önemli siyasi olaylarından olan Osmanlı-Macaristan,
Almanya, Avusturya ilişkileri Kanûnî'nin ölümüne kadar
devam etti. ZİGETVAR KALESİ Anadolu'daki iç isyanlarla ve
Doğu'da İran Devleti ile uğraşan Kanûnî Sultan Süleyman,
1566'da son seferine yine Macaristan üzerine çıktı.
Zigetvar kalesi kuşatıldı, ancak kuşatma devam ederken
Kanûnî Sultan Süleyman vefat etti. Osmanlı Devletini
zaferden zafere taşıyan Kanûnî Sultan Süleyman'ın ölüm
haberine rağmen kale fethedildi (7 Eylül 1566).
KAPİTÜLASYONLAR İlk defa 1352 yılında Cenevizlilere
verilen Kapitülasyonlar, darülharb kabul edilen yabancı
ülke tüccarına Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı
veriyordu. Ancak Osmanlı Devleti ticaret imtiyazlarını
siyasi ve diplomatik menfaatleri çerçevesinde kullanarak
ittifak yapacağı devletlere vermişti. 1535 yılında Fransa
ile dostluk havası içerisinde iken Fransızların
hazırladığı Kapitülasyon taslağı Osmanlı padişahınca
tasdik edilmemişti. Bu taslağa göre eşit şartlar ve
mütekabiliyet esası getiriliyordu. Halbuki Osmanlı Devleti
padişahın tek taraflı yemini "Ahdi" ile verildiğinden
Ahidname diye adlandırılmıştı ve her padişah değiştiğinde
yenilenmesi gerekiyordu. İlk Fransız Kapitülasyonu, Kıbrıs
seferi öncesinde 1569 yılında verildi. Katolik dünyasına
ve Papa ambargosuna karşı ittifak sağlamak için Protestan
olan İngiltere'ye 1580'de, Hollanda'ya 1612'de
Kapitülasyonlar verildi. Kapitülasyonlarda ticaret yapma
hakkının yanı sıra, tüccarın hakları, gümrük vergileri,
mahkeme usülleri, yol izinleri, emniyetlerine dair
hususlar detaylı olarak belirtildi. Osmanlı devleti
zayıfladıkça Kapitülasyon verilen devletlerde giderek
çoğaldı ve bunu bir baskı aracı haline getirdiler. Birinci
Dünya Savaşı'nın ilanı ile birlikte 1914 yılında tüm
protestolara rağmen Kapitülasyonlar tek taraflı olarak
kaldırılmıştır. OSMANLI ve SAFEVİLER Kanûnî Sultan
Süleyman Avrupa'da başarılar kazanırken, Anadolu'da iç
isyanlar baş göstermiş, İran'da ise yıkılan Akkoyunlu
devletinin yerine kurulan Safevi Devleti, doğuda Osmanlı
İmparatorluğu için ciddi tehlike olmaya devam etmişti.
Kanûnî Sultan Süleyman, Avrupa'da İstanbul Antlaşmasıyla
geçici de olsa barışı sağladıktan sonra, İran üzerine ilk
seferine çıktı. Safevi Devletinin izlediği düşmanca
politikalar ve Anadolu'da yaşayan Şiileri kışkırtmaları bu
seferin düzenlenmesine neden oldu. Tebriz, Azerbaycan ve
Hamedan istila edildi. Irakeyn seferiyle de Bağdat
alındı(1534). Kanûnî'nin Avusturya'ya sefer
düzenlemesinden yararlanmak isteyen Safevi Şahı Tahmasb,
kardeşinin Osmanlılara sığınmasını da bahane ederek,
Tebriz, Nahçıvan ve Van'ı ele geçirdi. Bunun üzerine
Kanûnî Sultan Süleyman ikinci defa İran seferine karar
verdi. Çıkılan İran Seferinden Van ve Tebriz geri alınarak
dönüldü (1548). Safeviler 1553 tekrar saldırıya geçtiler.
Doğu Anadolu'da ilerleyen düşman kuvvetleri Muş'a kadar
gelip Erzurum'u kuşattılar. Kanûnî Sultan Süleyman üçüncü
İran seferine çıktı. Revan, Nahçıvan ve Karabağ alındı.
Zor duruma düşen Şah Tahmasb'ın isteği üzerine barış
yapıldı ve Amasya Antlaşması imzalandı(1555). Bu
antlaşmayla, Yavuz döneminden beri süren İran sorunu
çözüme kavuştu. Doğu Anadolu, Tebriz ve Bağdat Osmanlı
hakimiyetinde kaldı. Amasya Antlaşması Osmanlı
İmparatorluğu ve İran arasındaki ilk resmi antlaşmadır.
Ayrıca İslam dünyasında yapılan ilk din barışı özelliği de
taşımaktadır. RODOS'UN FETHİ Avrupalılar Akdeniz'deki
Rodos, Kıbrıs, Girit, Malta gibi adalara hakim olmuşlar,
açık denizlerde keşifler yapmışlar ve denizlerde güçlerini
arttırmışlardı. Kanûnî döneminde denizciliğe önem verildi
ve büyük başarılar elde edildi. Kanûnî döneminde Rodos
adası, Sen Jan şövalyelerinin elindeydi. Şövalyeler
korsanlık yapıyor, Türk donanmasına zarar veriyorlardı.
1522 yılında düzenlenen seferle Rodos fethedildi.
CEZAYİR'İN OSMANLIYA KATILIŞI Cezayir 1516'da Baba Oruç ve
kardeşi Hızır Reis(Barbaros) tarafından İspanyollardan
alınmıştı. 1518'de Barbaros, Cezayir'in hükümdarı olmuştu.
Daha önce Yavuz bu iki denizcinin kendisinden yardım
istemesi üzerine onlara iki kadırga ve levent vermişti.
Kanûnî, Barbaros Hayreddin Paşa'yı İstanbul'a çağırdı ve
Kaptan-ı Deryalığa getirdi(1533). Böylece, Cezayir Osmanlı
topraklarına katıldı. Barbaros Ege denizinde
Venediklilerin elinde bulunan adaları aldı. PREVEZE DENİZ
ZAFERİ Osmanlıların Akdeniz'de kuvvetlenmeleri ve tüm Ege
denizine hakim olmaları Avrupa'yı telaşlandırmıştı. Ayrıca
devam eden Avusturya ve Macaristan seferleri büyük bir
Haçlı donanması hazırlanmasına neden oldu. Andrea Doria
komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik ve
Cenevizlilerden başka Malta, Portekiz ve İspanya'ya ait
gemilerde bulunuyordu. Haçlı donanması 602, Osmanlı
donanması ise sadece 122 parçaydı. Preveze körfezinde 27
Eylül 1538'de yapılan savaşta Barbaros Hayreddin
komutasındaki Osmanlı donanması büyük bir zafer elde etti.
Tarihe Preveze Deniz Zaferi olarak geçen bu savaş sonunda
Akdeniz bir Türk Gölü haline geldi. TRABLUSGARB'IN
ALINMASI Şarlken, Trablusgarb'ı aldıktan sonra buraya Sen
Jan Şövalyelerini yerleştirmişti. Barbaros'un Preveze
Deniz Zaferini kazanması ve Venediklilerin Osmanlılarla
barış imzalamaları Şarlken ve Papa'yı kızdırmıştı.
Hazırlanan Haçlı donanması Cezayir'e saldırdı ancak
Osmanlı donanması karşısında bozguna uğradı(1541).
Barbaros'un yetiştirdiği Turgut Reis Trablusgarb'ı karadan
ve denizden kuşatarak aldı. Ayrıca bu seferle Bingazi de
Osmanlı ülkesine katıldı (1551). CERBE SAVAŞI Turgut
Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını
kuşatması üzerine Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı
donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz
Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara
geçti (1559). MALTA SEFERİ Rodos'un fethinden sonra
Malta'ya yerleştirilen Sen Jan şövalyeleri Osmanlı için
bir tehlike oluşturuyordu. Trablus ve Cezayirin güvenliği
için Malta'nın alınması gerekiyordu. Yapılan kuşatma
sırasında Turgut Reis şehit oldu. Malta alınamadı(1565).
HİNT SEFERLERİ Coğrafi keşiflerden sonra sömürge
arayışları başlamış, Portekiz ve İspanya pek çok sömürge
elde etmişlerdi. Portekizliler Kızıldeniz ve Hint ticaret
yollarına hakim olmaya çalışıyorlardı. Ümit Burnunun
bulunması, Osmanlıların baharat ticaretine de büyük darbe
vurmuştu. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bu sebeplerden
ötürü, dört kez Hint deniz seferi düzenlendi. Ancak
Osmanlı donanmasının okyanus şartlarına uygun olmaması
yüzünden bu seferlerden hiçbirisinde tam başarı
sağlanamadı. 1551 yılında düzenlenen İkinci Hint Seferinde
Osmanlı donanmasının başında Piri Reis vardı. Türk
Denizcilik tarihinde önemli bir yere sahip olan Piri Reis,
bu sefer sırasında Maskat'ı almış ve Portekiz donanmasını
büyük bir bozguna uğratmıştı. Ancak, Portekizlilerin Basra
Körfezini kapatacaklarını düşünerek, donanmayı Basra'da
bırakıp ganimetlerle geri döndüğü için Piri Reis Mısır'da
idam edilmiştir. Ancak yine de Yemen, Eritre, Sudan
sahilleri ve Habeşistan'ın bazı kısımları Osmanlı
topraklarına katıldı. Arap yarımadası tamamen Osmanlı
denetimine girdi. Kızıldeniz yabancı güçlere kapatılarak
Osmanlı egemenliği sağlandı. İMAR ÇALIŞMALARI (MİMARİ)
Kanûnî Sultan Süleyman 46 yıl saltanatta kaldı. Babası
Yavuz Sultan Selim'den 6.557.000 km kare olarak devraldığı
Osmanlı topraklarını 14.893.000 km kareye çıkardı. Kanûnî
Sultan Süleyman döneminde imar faaliyetleri devam etti ve
ilk iş olarak babası Yavuz Sultan Selim tarafından
temelleri atılan İstanbul Sultan Selim Camii'ni tamamladı.
Bunun dışında yaptırdığı eserlerden bazıları şunlardır;
Gebze'de Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi, Afyon
Sincanlı Sinan Paşa Camii, Bozöyük Kasım Paşa Camii. MİMAR
SİNAN Osmanlı imparatorluğunun en parlak devrinin büyük
mimarı ve dünya çapında bir sanatkar olan Mimar Sinan,
Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bir çok eserler verdi.
Bunlardan en önemlileri şunlardır; Halep Hüsrev Paşa
Camii, İstanbul Haseki Külliyesi, İstanbul Şehzade Camii
ve Medresesi, Üsküdar Mihrimah Camii, İstanbul Süleymaniye
Camii ve Külliyesi, Tekirdağ Rüstem Paşa Camii ve
Külliyesi, Silivri Kapı İbrahim Paşa Camii, İstanbul
Rüstem Paşa Camii, İstanbul Sinan Paşa Camii, Topkapı Kara
Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi, Fındıklı Molla Çelebi
Camii, Babaeski Semiz Ali Paşa Camii, Büyükçekmece Kanûnî
Sultan Süleyman Külliyesi ve Köprüsü, Süleymaniye Tekkesi.
Büyük bir devlet adamı olan Kanûnî Sultan Süleyman aynı
zamanda ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur:
"Halk içinde muteber bir şey yok devlet gibi, Olmaya
devlet cihanda, bir nefes sihhat gibi. Saltanat dedikleri
bir cihan kavgasıdır, Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet
gibi". |